TEBDER
ONLİNE KURS

SEMAHA SIIR

 





TEB-DER

Tokat Ehli Beyt Derneği
Eğitim Yayınları
ŞİİR SERİSİ
HAZİRAN 2011
SERİ:906005201143
YAZAR: ERKAN YAZARGAN DAĞITIM: TEB-YAYIN DAĞITIM
KİTABIN ADI: SEMAHA ŞİİR (İKİNCİ KİTAP)
ADRESİ: TOKAT
SAYFA ADEDİ: 236
DAĞITIM ADEDİ: 250.000

 

 

 

SEMAHA ŞİİR (ikinci kitap)

 

 

 

İYİMSER UZUN YAŞAR        “İyimserliğe”

 

Tomurcuktu kırmızıya yakın

Bu sabah açmış, güneş doğunca

Nasılda özenli ve narin

Balkonda saksıda çiçek.

Genç kızın gülümsemesi.

Akvaryumda yumurtalarını dökmeye

Hazırlanan turuncu balık

İki taneler yavaşça dolanıyorlar

Suyun içinde, bazen peş peşe

Bazen ayrı ayrı.

Sabah içime çektiğim hava

Ne kadar lezzetli.

Geçen hafta Pazar. Kahvaltıda

Taze alabalık.

Kumrular yine

Dişi olanı, çöp toplayan yuvası için

Yumurtlayacak belli

Sabahları ve akşamları her fırsatta

Eşi olan diğer kumruyla konuşmaları.

Komşunun çocukları

Karşı bakkala şeker almaya gelen

Saçı tepesinde toplanmış beyaz tokayla

Elli kuruşa, on şeker.

Pastaneden laf atan genç

O genci gülerek tersleyen diğer kız.

Kapısının önüne arabasını park eden

Adama içinden kızıp

Sessizce başını bir o yana

Bir bu yana sallayan yaşlı amca.

Yanımızdaki boş arsadan

Bizim balkona doğru uzanan

Üzüm asması.

Asmaya konan serçe

Çöpü deşeleyen kedi.

Açık yeşil salkım söğüt yine

Hafif rüzgarla sallanan yaprakları.

Diğer komşunun açık penceresinden

Gelen müziğin sesi.

Akşam olunca kızına

Telefon etmeyi düşünen ve

Bu hafta doğum gününü kutlamaya hazırlanan

Annesine istediği hediyeyi alan

Eşine sevdiği yemeği yapan

Yemek yaparken türkü mırıldanan

Torununu bekleyen pencereden.

Yaşam, ışık, aydınlık, güzel

Ümitten öte. Olan zaten

Usul akan. Akarken çakıllara çarpan

Derenin sesi.

İçinde böcek altı ayaklı

Kuma gömen kendini.

Hep ama hep böyle yaşamalı.

Düşünerek değil,

Duyarak, görerek

Bulur insan iyimserliği

 

21.04.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 ASLA ANLAYAMAMAK            “Kapalı Kapılara”

 

Gülbeyaz. Değilmemiş. Hem naz, hem niyaz.

Gelgelelim ötesine geçmeden.

İhanet zorunluluktan veya intikam

Biriken kin patlaması

Tüm sınırları dağıtan

Bilir misin haza alışkın et

Boşalmadan, becerilemeden

Tırmandıran düz duvara

Hoca kızı. Hayatı baskı, örtü,  sınır dolu

Evde başka, dışarıda başka

Hangisine inanmalı. Ya kocası

Kısır adam, çocuk isteyen

Alıştıran kadını

Utanan veya korkan kendi varlığından

Yanmaktan, cezalandırılmaktan.

Açık olmalı, dolandırmamalı

Bir aile. Kadın hoca kızı, kocası hadım

Adam çocuk istiyor ama kendisini bilmiyor

Kadın başkasından çocuk yapıyor

Adam çocuk onun sanıyor.

On beş senedir evli

Yüzünü kapayan başka kadın

Gece yatarken utanarak hala

“Hadi yap!” Bitsin bir an önce.

Yaşamın tadı

Çıkar mı böyle

Hissedebilir mi?

İçindeki

İnsanı

İnsan yapanı.

Asla

 

28.05.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HAYAT ÇARPAR                        “Miras Kalan Zulme”

 

Doktor Alexis Carrel derki:

"Hayat, çoğu zaman suçluyu elinden kaçırır

Fakat suçlunun çocuklarını çarpar."

Filozof Carrel ahlakçı ve modernizme karşıdır

Bu sözü hakkında ciltler dolusu yazılabilir.

Nasıl bir mirastır çocuğu çarpan?

Adalete aykırı değil mi bu?

Dünün devşirmelerinin çocukları

Aynı dün gibi Bosna’da, örneğin

Kuyulara dolduruluyorsa İki Yüz Elli Bin.

Kuşatan Kürt aşiretlerinin çocukları

Bu gün köylerinde, yok ediliyorsa.

Kışkırtan Ermeni papazların çocukları

Sürgüne gönderilmişse

Bir milyondan çok helak olmuşsa.

Küfelilerin çocukları, O günden beri

Bu gün hala ve belki sonsuza değin

Kara yüzleriyle kalıp, doğrayacaksa birbirini.

Arabın bu günkü, hali ve dün

Haçlı Seferlerini yapanların çocukları

Yüz milyona yakın katletmişse yine birbirini

Kendi elleriyle.

İlahi adalet.

Zulmedenler demek ki fark etmediler

Kendilerinden sonra olacakları.

 

03.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

LİYAKAT MADALYASI

 

Şam, saltanatın başkenti

Toplantı salonu oldukça büyük ve kalabalık

Muaviyeye liyakat madalyası takdim töreni.

İDÖ – İslam Düşmanları Örgütünce:

“Örgütümüzce her yıl verilen

Bu madalya, tüm dünyada

En çok çalışana, hak kazanana, hak edene verilen."

Aferin sana! Kibrit suyu döktün

Yani kuruttun ağacını, otunu.

Kerbelada kesildi ve gömüldü,

Kızgın çöl kumlarına,

Bir daha ne kök salar ne dal.

Yalan ve aldatma o günden sonra.

Onurlu veya onursuzca, taşıyabilirsin

Hatta torunlarına miras

Torunlarının da torunlarına.”

 

06.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEREKETLİ TOPRAKLAR                              “Kafayı Yemişlere”

 

Taş eksen kök salar, dal verir bu topraklarda

O kadar bereketli, bir o kadar verimli!

İsa – Mesih örneğin, birkaç tanedir buralarda

Âlem birisine muhtaçken.

Mezarcı, Mehmet Ali Ağca

Biri yobazlıktan diğeri katillikten terfi etti

Mesihliğe.

Açıkça söylüyor, sırrını ifşa ediyor!

“Ben Mesih – İsa”

“Kulum İskender! Kahvaltıdan sonra,      *sahte peygamberlerden biri

Genel Kurmay’a git, selam söyle.”

Vahiy geldi böylesine böylece.

 

Sen tanrıyla konuşunca

Fazla sorun olmaz ama

Tanrı seninle konuşmaya başlayınca

İşte o zaman durmalı biraz.

 

Mehdilerimizde boldur.

Sait Nursi, Erbakan, Adnan Hoca           *Oktar- Harun Yahya

Kürt inatlı Sait Nursi öleceğini anlayınca

“Mehdi ben değilsem bile

Benim yazdırdığım kitaplarımdır.”

Diyecek, diyebilecek kadar muhteristir.

Davutoğlu, Erdoğan                                  *Dış İşl. Bk. Ve Bş Bk.  ))

Namlı, anlı, şanlı mehdiler.

Belasını bulmuş, perişan olmuş

Kavrulmakta İslam Âlemi

Yakan, tutuşturan

Yoksa bu Mesihler, mehdiler mi?

 

06.06.2011

TOKAT

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 ESARETE ÖZGÜRLÜK              “Aslana”

 

Aslan avcısı tuzağını nasıl kurar

Tüfekle vurursa ölür

Derisi işe yarar

Güç göstermekse amaç

En güçlüleri alt etmek

Boyunduruk altına almak, dizginlemek

Orman içinde kafesler kurulu

Farkında değil, aslan kafesin

Önce korkutulup kaçırılmalı

O yöne doğru

Sonra inmeli kafesin kapısı

Esarete özgürlük isteyen özgürlükçülere

 

TOKAT

29.05.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEKLENMEDEN GELEN      “Hayallere”

 

Bahar, mevsimlerin en sevileni

Yeniden doğmak gibi yeşillik

Çiçek verir sonra meyveler

Yeni doğan kuzuların melemeleri

Arı vızıltıları ve daha neler.

Ölüm döşeğinde ihtiyar

Penceresinden göz gezdirir bahçeye

Her şey daha yeni oluyorken

Kuzular, meyveler, kuşlar ve torunlar

Bunca ömür tüketip, biriktirmişken

Borçları daha yeni bitirmişken

Torunları sevecekken daha yeni

Gelinler hizmet edecekken tam

Tadına bakacakken yiyeceklerin

Kokusunu çekecekken çiçeklerin

Hizmet edecekken oğulları, kızları

Ölmenin sırası mı?

 

07.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YÜRÜMESİNİ BİLMEK               “Kaos ve Karmaşaya”

 

 

“Yol bir, sürek binbir.” der Hünkar.

Maraton koşucularından çok

Kısa mesafe koşucularını hatırlayın

Parkurları herkesin ayrı ayrıdır.

Hatta canlı yayınlarda olimpiyatlarda

Ülkesi ve ismi sayılır sırayla.

 

Bizde tam tersi

Karman çorman bir koşu

Birbirini çekip yere düşürende çok

Çelme atanda, komik

Yürümesini bile bilmiyoruz

Herkes birbirine omuz atıyor

Bazıları ise ters yöne koşuyor

Deli hastanesinde gibi kaos ve karmaşa

“Napolyon benim, sen değilsin. Döverim ha.”

 

Bilimin yasaları vardır.

Bilimsel çalışmanın yöntemleri

Sen, en baştan: “Allah böyle yapmış.” dersen

Bilim yolunda ilerleyemezsin.

Kendin beceremiyorsun madem

Laf atma, karalama bari çalışanı

Yerini bil, süreğini tanı

Yakma adamın canını

 

04.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

PAŞA PAŞA     “Omzu kalabalık amirlere”

 

Maçka yolları taşlı

Çetin Paşa bulaşık yıkıyormuş Silivride

Komedi mi, senaryoyu yazan kim?

Zeytinyağı, tereyağı, bal

Zinde kalmalı

Nöbet sırası şimdi sizde geldi

Al gülüm ver külah, sırmalı şapka

Kan kusturan fukara halka, halkın çocuğuna.

Memura bak memura!

Zavallı ama fedakâr, sevimli ve sevecen

Gönlü zengin halkın

Giyeceğinden, yiyeceğinden, lüksünden

Tırtıklanılarak çalınan, toplanan

Vergilerle yapılan okullarda okuyan

Memur efendiler

Halkın değerini bilseydi, hor görmeseydi

Sana okuldan başka, öğretmen veren

Cebine harçlık koyan, öğrenciyken

Oğlunu sana asker gönderen halkın

Horlanmayı hak etmiyordu.

Gece, gizli kalkıp birer birer gezseydin

Yoksulun elini öpseydin

Önlerinde saygıyla eğilseydin yeriydi

Ama sen

Süründürdün, çektirdin, burnundan getirdin

Ders olsun şimdikilere, sonrakilere

Sürünme sırası şimdi sende.

 

09.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TEMBEL AYDIN           “ İğrenç içinde iğrence”

 

Mademki cahildir halkın

Mademki geri bırakılmış, eşekleştirilmiş

Demek ki sen farkındasın

O halde, kaldırsana bu karanlığı, aydınsın ya

Yobazdır madem yobazlar

Sen değilsin o halde, yardım etsene

Kurduğun, kurulan iç dünyandan bakıp

Nefret ediyorsun, kızıyorsun bazen

Bildiğine göre

Bildirmediğine göre

Sende en az onlar kadar iğrençsin.

 

08.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ORMANA DÖNÜŞ              “Vahşet ve Cehalete”

 

Bağıran adam yine ve gürültü yaparak

Sınırlarını zorlayarak

İlgi çekmeye çalışırken üzerine

Ne istiyor yine, derdi ne?

Bitmez mi bunun istekleri

Bağırarak mı alacak istediklerini.

Ülkemde hala

“Kurtlar Vadisi” diye bir dizi

En çok izlenenlerden biri

Mafya olmaya özenen genç

Hürrem olmaya özenen kız

Yani adam öldürmeye, el koymaya

Hayret değil mi?

Katil olmak istiyorum, insanları öldürüp

Bırakmayı öldükleri yere

Üzerine benzin döküp yakmayı ve

Daha nice tuhaflıkları

Örnek alan genç adam

Kabadayı edasıyla dolaşan, konuşan

Kendini ne sanır acaba?

İçine giren nedir, içinden çıkan ne?

Kim yazıyor bu senaryoları

İzleniyor, para kazandırıyor, reklam alıyor diye

Yılan gözlü, çıyan bakışlı

Tetikçiler lazım mı?

Bozkurt belasını milletin başına bela eden

Tahta kafalı Türk olmayan Türkçüler

İnin artık sırtımdan

Çekin tırnaklarınızı derimden

Dişleriniz boynumu acıtıyor

Çöplüklerinize, çukurlarınıza, ormanlarınıza

Gerin dönün!

 

05.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KALICI SEVGİ        “Adil Hükümdara”

 

Ali’nin Hükümeti

Medine’de mi nerde?

Yahudi bir kadının ayağında

Süsü, halhalı çalınır

Haber gelir, duyar Ali

Rengi değişir, düşecek gibi olur

Ve der ki:

“Ölürse Ali bu dertten ölür.”

Yani O’nun hükümetinde

Olması bu olayın

Onun için çok zordur.

 

Bu günlerde bile sorulur

“Neden bu kadar çok sevilir Ali?”

Hikmetini de sen bul!

 

06.06.2011

TOKAT

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İKİ SÖZ

 

Bir söz: “Nasılsan öyle yönetilirsin.”

Bir söz daha: “Kabın kadar alırsın suyu deryadan.”

Şikayete hakkım var mı

Strese girmeye hatta depresyona

Ülkemizden hatta dünyadan

Komşulardan bile

Dert yanıp durmanın

Sıralamanın yanlışlıkları

Anlamı

Farkındasın

O halde

Farkında olmalısın

Şikayet çözüm değil, yapmalısın

Beğenmediğini değiştirmelisin

Değiştirebildiğin kadar

 

Kap konusuna gelince

Taşıyamayacağın, alamayacağın

Hem yüktür, hem zorluk

Kıymetli olanı topla

Gerisini boş ver.

 

09.06.2011

TOKAT














 

GICIK                        “Müezzine”
 
Ezan sesine gıcık olmaya başladım.
Hep aynı söz, hep aynı
Sonuna kadar açan sesi
Müezzine küfrediyorum.
 
09.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ALTIN, ELMAS VE AĞRI              “Bana”
 
Sizin altın dediğiniz
Benim için taştır.
Ben deli miyim?
Sizin elmas dediğiniz
Benim için taştır. Ben deli miyim?
Üzerimdeki tişört biraderimin
Yazdığım defter kız kardeşimin
Kalem diğer kız kardeşimin
Şort kimin bilmiyorum, hatırlamıyorum.
Babamın evindeyim, şu an
Onun koltuğuna oturmuşum
Kucağımda iki yastık
Üzerlerine defteri koymuşum
Gözlüğüm sigortadan
On yıl oldu, belki fazla
Güneşte kararan camı
Sapı kırıldı kaç defa
Lehimlettim sonunda
Ayaklarım yalın, çoraplar sehpanın altında
Yatağım yarı toparlanmış
Terlikler balkona doğru
Çıkmışım demekki az önce balkona
Duvar saatinde yeğenimin resmi
Üzerinde yelkovan gezen
Sesini bazen duyduğum.
Koltuktan rahatsızım
Sırtımı ağrıtıyor
Ben deli miyim?
 
09.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SOFİA                   “Kadının ilahi kudretine”
 
Kadının yumurtladığını
Yumurtalarını da annesinden aldığını
Hep onları kullandığını
Gebelikten önce
Spermler akın edince, sadece birine
Yol verdiğini
Sonra içeriden sert bir duvar kurduğunu
Öğrenince
Hayretler içinde kalmıştım
Bir atımda yirmi beş milyon sperm
Ama sadece bir tane
Hayret değil mi?
Klitoris denen düğme
Uyarı düğmesi gibi uyaran
Bence ayrı bir mucize ve
On dakika daha geç boşalması
Çok kolay bir bilgi ama
Bilmeyene hayatı boyunca
Tatsız, tuzsuz bir yaşam
Bu gün söylemek istediğim
Kadının kendi kök hücresinden
Üreyebilmesi değil, erkeksiz
Bunu daha önce belirtmiştim
Asıl kelime “sofia”
Filo, bilmek olarak tanımlanır
Felsefe, filo ve sofia
“Sofia’yı bilmek” yani
Nedir peki bilinmesi bu kadar,
Değerli olan bilgi
Yine filozoflara göre
Sofia, tanrının dişil yönü.
 
09.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SEMAH FELSEFESİ            “İlahi evrensel düzene”
 
Kadının esareti güvensizliğinden
Yani onun için en önemlisi güven.
Erkeğin esareti isteklerinin sonsuzluğundan
Yani doyumsuzluğundan.
İlahi düzene bakar mısın?
Semah dedik hani
Türkün mucizesi
Bilinen on bin yıllık töresi
Zıtlıkların bileşkesi, birleşmesi
Ama müthiş bir düzen içinde
Artılar, eksiler
Pozitifler, negatifler
Zıtların hepsi ama hepsi
Bir semah, bir döngü.
Yağmur yağar göl olur
Göl buharlaşır bulut
Bulut tekrar yağmura.
İnsan olur. Et yer, ot yer.
Ot da topraktan biter
Hepsini besleyen güneş ve
İnsan ölür yeniden
Toprak olur.
Bu felsefeyi taşıyan toplum
Belli ki daha
Pek çok
Sırlara hâkim.
 
07.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
NUR İÇİNDE NUR            “Yeniden inanmaya”
 
Kasketli köylü amca:
“Ay bizim için nurdu
Ona göre teneke çalar,
Ona göre ibadet ederdik.
Üstüne çıkmak ne mümkün
Aklımıza bile gelmezdi
Sonra çıktı adamlar
Hatta taş bile aldılar
İnancımız kalmadı.”
 
Şu gözünle gördüğün, tüm yıldızlar nerdeyse
Sadece bir tek galaksinin yıldızları
Güneş ise, bu galaksinin
Kıyısında bir yıldız.
Bizim galaksimiz gibi
Kaç tane daha var? Sorsam
Yüz
Elli
Milyar. Galaksi.
Aklın alıyor mu?
Peki evren içinde evrenleri
Sonsuz sayıda hatta.
 
Molla gazı değil bu
Bilimin hakikati.
Kasketli sevgili amca ve cocukları
Dönde yeniden inan
İçinde bul hikmeti.
 
07.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
PİS BAKIŞ                 “Göz, kaş ve ışığa”
 
Pis pis bakıyor yine yobaz
Nefret ediyor benden belli
Eline geçsem her halde
Tekme tokat öldürür beni
Ne söyledim ki, ne yazdım ki
Bu kadar kızdırıyorum onu
Neyini aldım elinden
Titriyor için için derinden
Mideside bulanıyor benden
 
Pek haz ettiğim söylenemez
Benimde ondan
Anlaşıldı şimdi, pis bakış
Ters geliyoruz birbirimize
Farklıyız
Hiç olmazsa aynı değiliz
Bu fırtına, yangın, göngü
Bundan bence.
 
01.06.2011
TOKAT
 
 
 
VARLIK                  “Sürekli cevaplanan sorulara”
 
Varoluşsal sorunlar yaşıyor
Ben kimim
Burada ne işim var
Bu el benim elim mi
Neden böyleyim
Başkası değilde neden ben
Bu aile, bu çevre
Parmak izim
İçimdeki sızım
Gözyaşım
Şunun veya bunun gibi olsaydım
Şöyle veya böyle olsaydım
Ben
Bana
Benlik
Öncekiler ve sonra
Bu kadın, çocuk
Baş ağrım
Bu kelimeler
Harfler, cümleler, ses peki
Herkesin sesi
Ve daha neler, neler
İşte busun sen.
 
09.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SAİT NURSİ               “Takipçilerine”
 
Ölmüşün ardından konuşulmaz da
Bir kelime ettik diye
Dinden çıkarmışlar kırolar bizi.
Bediüzzaman yani zamanın ışığı
Hür adam, cephelerin kahramanı
Cengavermiş, bilgeymiş
Öğrenci yetiştirmiş, kitap yazmış
Ömrünü islama adamış
Öyle diyor kırolar.
 
Biz ne dedik:
“Hem Ali, hem muaviye haklı o la maz.”
Hadi bu konu siyasi diyorsunuz
“Tasvir ve teşbih batıldır.
Bu inancımızın temelidir.”
Hangi ayet, hangi nas, hangi hadis
Ezan illaki Arapçadır diyor veya
Ezan imanın şartıdır diyor, nerede?
Uydurmuşlar bir düzen
Yalan, yanlış, sahte, kahpe
Cahilleri kandırmaktan başka
Yaptığınız fesat, fitne
Sızıntıcı kahpeler
Fetullahçı ajanlar
Taş kafalı kırolar
Hep onun öğrencileri değil mi?
Aldın mı cevabını şimdi
Halkını eşekleştiren nurcu!
 
03.06.2011
TOKAT



















BEYAZ GİYMİŞ DENİZCİLER “Yalana”
 
Gemi, fırtına, uçsuz deniz
Titanikle ilk yolculuk, her şey lüks
Yolculuk, yolcular, kimi çulsuz
Sınıflar, kamaralar, çalışanlar
Buharlı veya yelkenli belki kürekli
Yeni veya eski model, antika
Bebekten yaşlıya
Hatta muhabbet kuşları kafeste
Çarpmak veya isyan içerde
Delik veya torpido düşmanca
“Gemi örneği hep verilen”
Hepimiz bir gemideyiz
Yolcu olma bakımından
Ortaklıklarımız var, memnun olmasakta.
Kaptanlık ayrı meslek
Pilot, şoför veya komutan
Lider veya astları, kurmayları
Yanındaki duvar bile senin
Kendiliğinden örülmedi
Düzen, intizam, plan, program
Yürüye giden
Örnek alınan başka yerlerden
Geminin deposundaki fareler
Yataklarındaki pireler
Tahta kuruları veya martılar
Sahile yaklaştıkça çoğalan
Acıkırsan, susarsan
Havan azalırsa konuşursan
Demir atmak kimin görevi
Beyaz giymiş denizciler.
 
07.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ÇAKIL TAŞLARI          “Miras Yediye”
 
Köpük banyosu ergen kızların
Mavi, açık mavi bikini
Islak saç, parlak diş
Havuz kenarı kalabalık
Yüzü kızaran yaşlı adam
Kızların arasında şortlu
Barın kenarında buzlu viski
Su katılmamış içecekler
Kara dolmuş meyve suyu
Plajın açığından yukarıda
Taş örme yaya yolu
Gelip giden insanlar
Müzik sesi, aranjman
Sırtı yakan güneş, ayakta terlik
Doğudan göçüp gelen emekli
Sarışın, bol turist.
Tezkeresini yeni almış asker
Yorgun, uyumak isteyen
Denize mi girmeli, uyumalı mı?
Çakıl taşları
Askerlik bitti. Şimdi ne yapmalı?
Yeni bir hayat
Planlanamamış, çözülememiş
Hurda, kağıt, pet toplamak çöpten
Koltuk bekler veya müdür zaten
Babadan kalan miras nasıl yenilmeli?
 
08.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SONRADAN GÖREMEYEN “Değişime direnen sonradan görmeye”
 
Yemek yerken bile
Ağzının dışına taşıyor yiyecekler
Onu bile beceremiyor
Hem ses çıkarıyor
Özürlü değil bilindik cinsten
Onun özrü içinde
Kendini böyle kabul ettirmek istiyor
Değişemem” diyor
Hem hırsız, gözü doymak
Parasından başka bir şeyi yok
Elli kuruşun hesabını yapıyor
Aldıkları çul, çuval
Bitpazarından ayakkabı, cüzdan
Aslında adamın tarlaları var
Çalmış, çırpmış, toplamış
Yığmış, biriktirmiş
Yediği patates, soğan kavurması
Parasını alacağına canını al
Birisi hem aşağılık, kaba
Diğeri hem namussuz alçak
Konuşmaya gelince ağzı koksa da
Her şeyi bilen bir dahi sanki
Diyor ki:
“Üniversiteliye ne gerek var? Mecbur değil!
Sabancının, Koçun kaç diploması var?”
Kendi cehaletini onlarla örtmek istiyor
Ölene kadar belli ki
Çakılıp kalıyor, değişemiyor.
 
02.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
JETON “Telaşlı dosta”
 
Köşeli midir nedir, düşmüyor bir türlü jeton?
Kutuda mı sorun var yoksa?
İp mi bağlı ucunda.
Maslahat diye bir uygulama
Tarih boyunca
“Yuvarlama” diyelim Türkçesine
Birike birike üst üste
Katmerleşen, duvarlaşan
Özünü gösteremez haliyle.
Kaç çeşittir program, düzeni kuran kim
Tahmin ediyorsun, ama ispatın yok.
Tırmandığın duvarlar dedenden miras
Hangi sınırın üzerinde
Neleri ayırır, korur, saklar
 
Entrika, komplo, tuzak
Anlaşılamayan
Maslahatsızlık maslahat
Ölçün olursa şifre gibi
Çözüverirsin çözülemezleri
Düşüverir jeton “alo”,  kim o?
Evet, bağlantı kuruldu
Süresi kadar
Tamda bugün
Karışma!
Çeker onlar birbirini aşağı
Korkma!
 
14.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYIT “Sarhoş senlikçilere”
İslamcı Hükümet!
NATO üssü bugün Türkiye
Çılgın Ortadoğu Projeleri yürürlükte
Sınıra yığılmış, yığılmakta komşular
Diğer yurttaşlar kalkıştı, kalkışacak
Osmanlıcı sarhoşlar
Ateşe vermiş eskisi gibi
Önce Suriye sonra İran
Dünya liderleri birbirini kutlayan
Eşeğimin semeri
Palan koptu, kopacak
Pakistan, Afganistan, Libya, Yemen, Azerbaycan.
Tarihe not düşülsün
Asla kabul etmedik, etmeyeceğiz.
Bütün bu zulümlerde
Yok parmağımız, bu işlerden uzağız
Feryadımız
O günden beri
Dünden beri
Yaklaşmadık, yaklaşmayacağız
Ne oy verdik, verdirdik
Ne caddelerde şenlik
Çimenliklerde piknik
Kutlamalar, tebrikler
Vermedik
Bu da kayda geçilsin.
 
14.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KERVAN “Yeni hükümete”
 
Uğursuzlar taifesi, kervan düzüyor
Ortadoğu’ya doğru.
Taş taş üstünde kalmamalı
Kadınlara tecavüz edilmeli
Yeni …istanlar kurulmalı
Mazlumun cesedi üzerine
Kız çocukları ağlamalı
Genç erkekler çıldırmalı, delirmeli
 
Diyanet İşleri Başkanı açıkladı:
“Cumhuriyet tarihi boyunca
Gidenlerden çok hacı gidecekmiş.”
Afyon verildi halka.
 
Silah tüccarları, yeni ürün bombalar
İnsansız savaş araçları
Biriktirmede zorbalar
Ortadoğu için hazırlanmış
Yeni entrikalar
Kan kokusu
Deprem yaratan
Özgürleştirilecek halklar öldürülerek
Hükümet üzerine düşeni yapacak
 
Mazlumun ahı?
Masa üstünde çılgın projeler
Hayvanat bahçesi bile var.
Kervan düzülüyor
Kana doğru.
 
14.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
HAKİKAT   “Ali’ye”
 
Kelin mehlemi mi?        *Kelin mehlemi olsa
Mumun ışığı mı?            *Mum kendini yakar
Ya fitile ne demeli         *Yakan kendi fitilidir
Boydan boya
Dibine dek eriten
Sonuna dek yakan
Kanser peki
Vücudu saran
Kaç günlük ömrü kaldı
Köhne dünyanın!
 
Kurtçuktan kelebeğe
Kanatlandırıp uçan
Gözbebeği, yağ bezesi
Saçın önemi nedir bu kadar
Bir kökten üç tel, gür
Simsiyah dalgalı
Rüzgara salıver
Koy gitsin, yan gitsin
Sür gitsin
Sen ve ben derinden
Yazdım, okudun.
Ölümsüzlük olsun
Kalsın
Okunsun
“Davamız mahşere kalsın”
Pir Sultanım
Abdalım
Çömezin
Kul Himmet
Himmet pirim, Alim, Can’ım.
 
15.06.2011
TOKAT
 
 
  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İBADET           “Haktan başkasına kul olmayana”
 
Kabulümdür hepsi;
Musa’nın gördüğü
Kendisini tepenin tepesinden
Yuvarlayarak aşağı bırakan,
İçinde bulduğu Hakka böyle
İbadet eden veya
Budist kulun altı aylık
Sürünerek bitirdiği hac yolculuğu,
Silindirleri çevirmesi,
Kendini sakınması, kötü bildiklerinden
Orucun her türlüsü,
Konuşmama, aç kalma, susuzluk
Yıkanmama veya etle sütü karıştırmaması,
Yine inancı uğruna
Secdeye kapansı, yüzünü yere sürmesi
Hıristiyan’ın her mezhebi
Her nasıl ibadet ediyorsa
Yahudi veya İslam hatta
Şintoist veya Hindu ruhlara da inanan
Değil mi ki eninde sonunda
Bir, biricik, bir tek, Hakka inanıyor
Duasını ederken gözünden bir damla yaş
Hüseyin acısına veya başka,
Semah dönenler
Sine dövenler, ateş etrafında veya
Kendi, Mecusi her ne ise
Hak içinse
Hepsi ama hepsi kabulümdür
Adalet olsun diye
 
16.06.2011
TOKAT
 
 
  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KERAMET          “Fark edilemeyen mucizeye”
 
Yeni doğan veya ölüm döşeğinde
Son nefeslerini alıp veren insan
Seni böyle hareket ettiren
Düşündüren, güldüren
Hatta ağlatan
İçindeki ruhunu
En baştan sana üfleyen, kendi ruhundan
Her ne isen, nasılsan
Ayırmadan, kıskanmadan, torpilsiz
Eşit ve herkese tam
Öylece saydam
Güç veya kudret
 
İşte, böyle: Kutsalsın Kabe gibi
Ali’nin içinde doğduğu.
Haktan başkasını tanımamak
İşte bu
“Telepati” diyorlar şimdi
Anne şefkati
Duyumsama veya
Hissetme, algılama
Hepsi bir
Sende de var
Mustafa Kemal’in bahsettiği
Alnındaki ışık
Hissediyor musun?
Hisset!
Ve inan sende olduğu gibi
Her insan
Bu keramete sahip
 
17.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KORKU                                            “ Ölüme”
 
“Saçımın telinden, tırnağımın ucuna kadar
Korkarım senden.” diyen inanmış
Korktuğundan mı, korkutmak için mi
Başkalarını söylemiştir?
İstediklerini yapmayanı
Yapmamakta direneni
Tam tersini yapanı hatta
Dizginlemek içindir korku.
Kabul ediyorum, insanın kimi
Çok kötü işler yapabilir
Korkutmakta o kötülüklerden biri mi?
 
En başlangıcında, özünde diyelim
Çekirdek gibi korkuların özü
Ölüm korkusu
Kaza, hastalık, savaş.
Korkmana gerek yok artık
Kaldırıyorum bence, senden
Kendimce içimden geldiğince
Hadi artık daha özgür
Akıllıca yaşa, kötülükte yapma
Tut kendini, beceremezsen uzak dur hiç olmazsa
Nasıl olsa öleceksin
Senden öncekiler gibi.
 
18.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BEYİN “Sistemlere”
 
Yüz milyar beyin hücresi
Galaksimizdeki yıldızlar kadar
Yirmi yaşına kadar tamamlayan
Gelişim sürecini
Kendi aralarında ağ kuran
Sinir sistemi
Bilgiler, ilgiler, uyarılar
Bilmeyene mucize, yaratılış
“Evren içinde insan
İnsan içinde evren”
Duymak dışarıdan gelen sesi
Kokusunu almak kokunun
Denge duygusu, ayakta kalma
Parmak uçlarında hissettiklerin
Sert, yumuşak, ıslak veya pürüzlü
 
Beyin dalgaları peki
Hepsinin tersine bu defa
İçeriden dışarıya doğru
Sinyaller göndermek
Bir çeşit konuşma ile
Ses dalgaları gibi
Ama kulağa değil
Yüreğe giden
Alnının ortasındaki beyaz tahta
Gösteri
Uçup gitmek, ayrılmak
Başka ama
Bilinmedik yerlere, sistemlere
 
19.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
BİLİME KARŞI           “Faust’a ve Goethe’ye”
 
Mikrop veya virüs
Nasıl vücudu zamanla
Kendi kanını kullanarak
Hırpalayıp önce ve sonra
Sonuna getirebilirse yaşamını
Toplum içindeki yobazda
Bilimin gerçeklerini maniple ederek
Şeytanla al gülüm, ver gülüm
“İnşallah, maşallah”
Bilgilenmesini engellemek için insanın
Çırpınıyor adeta hayret
Allah adına, peygamber adına
Çünkü
Yobazın can düşmanı bilim
Karanlığı yok eden ışık gibi.
“Engellenmeli bilim, engellenemiyorsa
Saptırılmalı, başka yönlere akmalı olduğunca”
Şeytan gibi yobaz ve yobazın adamları
Yolun ortasına oturur ve saptırır
Şaşırtır, aptallaştırır
İşte bu yüzden
Ortaktır yobazla şeytan.
 
20.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
DİRİ GÖMÜLEN             “Kıyamete”
 
Duydun mu, yine bir kız çocuğu?
Bu defa Pakistan, Veziristanda
Elleri kirli, yüzü soluk, zayıf, sekiz yaşında
Bir deri, bir kemik
Bakışları donuk. Ne yaşadı
O kadarcık yaşında?
Ailesinden aldılar önce – yoksuldular
Din kursu diye kandırdılar
Sonra beline bomba bağladılar, yelekli
Yolculuk var cennete doğru!
Polis noktasına gönderdiler
Attı yeleği çocuk
Koştu polise doğru
-Yalan mı, iftira mı?-
Nasıl duygular içindeyim
Umer’in zulmü devam ediyor hala
Musallat kız çocuğuna.
 
İki elimi soksam kendi kaburgalarıma
Kendi ellerimle kendi ciğerlerimi
Alsam, atsam dışarı
Dindirebilir miyim?
Susuzluğumu, söndürebilir miyim?
Ciğer yangınımı.
Lanet, evet
Lanet olsun sana, soyuna
Seni sevene, adını ağzına alana.
Tez gel kıyamet
Acele et!
 
21.06.2011
TOKAT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KADER                 “Sırası gelmişlere”
 
Istırap dağına kanca atarsan
Fırtınası fısıldar kulağına
Uzak diyarlardan, tarihlerden
Kimselerin giremediği yerlerden
Taşıyıp getirerek
Saklayıp, koruyarak
Titreten korkuları
Ürküten yoklukları
Yürek çırpınışları ve sıcak nefes
Ciğeri kavrulmuşların ve
Kendini bulursun kendi içinde.
Kancan çıktı, çıkacak
İpin titremede
İnmek mi kolay, çıkmak mı şimdi
Bırakıvermek mi yoksa fırtınaya
Yalnızsan eğer, yardımcın – öncün yoksa
Yoksa ardılın, peşinden gelen
Seni takip eden
Sende fısılda, sana fısıldayan
Fırtınaya
Sana getirdiği gibi
Götürsün başkalarına
Çekinme ele vermez ve ihanet etmez
Tam istediğin gibi
Ve tam istediğine
İstediğin tarihte
Seni bulduğu gibi.
Kader mi bu
Belki öyle, belki değil
Tam da orada, o dağda, o fırtına
Tamda sana.
 
21.06.2011
TOKAT
tebder@hotmail.com