TEBDER
ONLİNE KURS

Ocak




TEBDER YAYINLARI OCAK 2012 KİTAP DAĞITIM LİSTESİ
 
1-      ALEVİ SENKRETİZMİNİN YAPILANIŞI -238 Sayfa- İngilizce
 
Bu çalışmanın amacı tarihi olayları ve dini etkileşimleri inceleyerek Alevi senkretizminin yapılanışını araştırmaktır. Alevilerin farklı kültürel, dini ve sosyal olguları nasıl kendilerine uyarladıklarını ve bu olguları pratiklerine ve sosyal temsiliyetlerine nasıl yansıttıklarını anlayarak, neredeyse on yüzyıllık Alevi senkretizminin doğası kavranabilecektir.
 
Ceren SELMANPAKOĞLU
 
2-      ARİSTOTELES MANTIĞI’NIN İSLAM USUL BİLİMLERİNE ETKİSİ - 340 Sayfa
 
Giriş ve sonuçtan başka üç bölümden oluşan bu çalışmada, mantık ile İslam usul bilimleri arasındaki ilişki ele alınarak, ikisi arasındaki etkileşim sonucu mantığın, İslam fıkıh usulünde uygulanması ile ilgili tespitler yapılmaya çalışıldı.
 
Hüseyin ÇALDAK
 
3-      ARTHUR SCHOPENHAUER’DE KÖTÜLÜK PROBLEMiİVE KÖTÜMSERLİK -230 Sayfa
 
Arthur Schopenhauer’in “kötülük problemi ve kötümserlik” ile ilgili düsüncelerine odaklandıgımız bu çalısmada, ilk asamada çalısma için gerekli olan ana kaynaklar, ikinci asamada bu konu ile ilgili ikincil kaynaklara (makalelere ve tezlere) bakılmıstır. Son asamada ise, filozofun kitaplarının Türkçe çevirileri incelenmis ve güvenilirlik ölçülerine bakılarak bunlardan yararlanılmıstır.
 
Nurten KİRİŞ
 
4-      ARTHUR SCHOPENHAUER’İN YETER SEBEP İLKESİ VE KANT ELESTİRİSİ -228 Sayfa
 
Schopenhauer, Descartes’ın cogitosunun beden aracılıgıyla açıklanabilecegini ileri sürer. Bedensel güdülenimimiz ve buna baglı olarak ortaya çıkan arzu ve isteklerimiz varlıgın ve bilginin temelini atmaktadır. Bu güdülenimler yalnızca biyolojik degil, zihinsel edimlerimizin de, eş deyisle bir akıl varlıgı olarak insanın özsel içeriginin de kaynagında yer almaktadır. Öte yandan yalnızca insan degil organik ve inorganik tüm varlıklar istemenin unsurları olarak nesnellik kazanırlar. İsteme bütünüyle gerçekligin kendisinde ve tek tek nesnelerinde kendini gösteren kendinde-seydir.
 
Kübilay HOŞGÖR
 
5-      ATATÜRK’ÜN TÜRK DÜNYASI İLE İLİŞKİLERİ – 420 Sayfa
 
İncelediğimiz 1919–1938 arası dönem Atatürk’ün Türk dış politikasına bizzat yön verdiği bir dönemdir. Bu tezde Türkiye’nin Dış Türklerle ilgili olarak takip ettiği gerçekçi politikalar yedi ana başlık altında toplanmıştır. Bunlar; "Atatürk'ün Dış Politikasının Temel Nitelikleri; Atatürk'ün Dış Türkler Politikası'nın Temel Hedefleri, Atatürk, Batı Türkistan ve Kafkas Türkleri, Atatürk ve Balkan Türkleri, Atatürk ve Kıbrıs Türkleri, Atatürk ve Irak Türkleri, Atatürk, Suriye Türkmenleri ve Hatay Meselesi’dir.
 
Cem ÖZER
 
6- BİG BANG TEORİSİ FELSEFE VE TANRI -354 Sayfa
 
Big Bang Teorisi doğru mu? Big Bang Teorisi felsefe ve dinler açısından hangi sonuçları doğuruyor? Tanrı var mı? Tanrı’nın varlığı bilimsel verilerle ve akılcı delillerle ispatlanabilir mi? Evren, bilimsel kanunlar, evrensel tüm oluşumlar, bütün canlılar ve biz; tesadüfen mi oluştuk, yoksa bilinçli bir yaratılışın ürünleri miyiz? Bu sorulara vereceğimiz cevapların, neye inanmamız gerektiği ve hayatın bir anlamı olup olmadığı hususlarında önemli neticeleri olacaktır. Bu inançlar ve hayatın anlamı konusundaki yaklaşımımız ise hayatımızın ahlak gibi pratik alanlarında belirleyici olacaktır.
 
7-      BİLİŞİM ALANINDA SUÇLAR – KAMU HUKUKU- 276 Sayfa
 
İnsan hayatına bilhassa son otuz yıl içerisinde artan bir yoğunlukla giren bilişim sistemleri, gelişmiş ülkelerin bilgi üretimlerinin en önemli unsurunu oluşturmuştur. 21. Yüzyılın bu ilk yıllarında, bilgiye sahip olmanın en büyük silah olduğu düşünüldüğünde, bilişim sistemlerinin önemi rahatlıkla görülebilecektir. Fakat her yeni teknolojik gelişmede olduğu gibi bilişim sistemlerinin kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber kötüye kullanımlarının artması da göz ardı edilemeyecek bir olgudur.
 
Tunç DEMİRCAN
 
8-      BUYRUKLARA GÖRE KIZILBASLIK – 496 Sayfa
 
“Buyruklara Göre Kızılbaslık” ismini tasıyan bu çalısma, Aleviligin temel yazılı kaynaklarından, Buyruklara dayanılarak hazırlanmıstır. Çalısmada kullanılan Buyrukların çogu elyazması halinde olup yazma kütüphanelerinden ve sahıslara ait özel kitaplıklardan temin edilmistir. Yirmiden fazla Buyruk nüshasına dayanılarak hazırlanan bu çalısmada baslıca üç soruna dokunulmustur; Kızılbaslıgın tarihsel arka planı, Buyrukların ortaya çıkısı ve Buyruklara göre Kızılbaslık.
 
1. Buyruk. Haz. Sefer Aytekin. Ankara: Emek Basım-Yayınevi, 1958.
2. Buyruk -İmam-ı Cafer Buyrugu-. Komisyon. Ankara: Ayyıldız Yayınları, 1959
3. İmam-ı Cafer Buyrugu. Haz. Hasan Ayyıldız. İstanbul 1962.
4. Buyruk. Haz. Fuat Bozkurt. 1.Baskı. _stanbul: Anadolu Matbaası, 1982.
5. İslam’da Caferi Mezhebi ve İmam Cafer Sadık Buyrukları. Haz. Ahmet Sabri Hemedani. 3.Basım. Ankara: Kadıoglu Matbaası, 1986.
6. Tam ve Hakiki İmam Cafer Buyrugu, İstanbul 1989.
7. Seyh Safi Buyrugu. Haz. Mustafa Erbay. Ankara: Ayyıldız Yayınları, 1994.
8. Erdebilli Seyh Safî ve Buyrugu. Haz. Mehmet Yaman. 1.Baskı. İstanbul: Ufuk Matbaası, 1994.
9. Buyruk -Ehl-i Beyt Erkânı-. Haz. Nazmi Sakallıoglu. Ankara: Kale Ofset, 1996.
10. Seyh Safi Buyrugu ve Rumeli Babagan (Bektasi) Erkânları. Haz. Hakkı Saygı. İstanbul: Saygı Yayınları, 1996.
11. İmam Cafer-i Sadık Buyrugu. Haz. Adil Ali Atalay. İstanbul: Can Yayınları, 1998.
12. Buyruk -Alevi İnanç-İbâdet ve Ahlâk İlkeleri-. Haz. Mehmet Yaman. 1.Baskı. İstanbul: Mannheim Alevi Kültür Merkezi Dedeler Kurulu Yayınları, 2000.
13. İmam Cafer Buyrugu. Yayın Sorumlusu: Cemal Sener.İ_stanbul: Sahkulu Sultan Külliyesi Mehmet      Ali Hilmi Dedebaba Arastırma Egitim ve Kültür Vakfı Yayınları, 2001.
14. Bisati -Seyh Safi Buyrugu-. Haz. Ahmet Tasgın. Ankara: Rheda-Wiedenbrück Çevresi Alevi Kültür Dernegi Yayınları, 2003.
15. Yorumlu _mam Cafer Buyrugu. Haz. Esat Korkmaz. _stanbul: Anahtar Kitaplar, 2007.
 
Doğan KAPLAN
 
9-      GAZALİ’YE GÖRE YARATMA -238 Sayfa
 
Gazali’ye göre Allah, faili muhtardır. Alemi yaratması O’na vacip değildir. Filozoflar Alemin birinci aklın kendi kendini düşünmesi neticesinde zorunlu olarak Allah’u Teala’dan sudur ettiğini kabul eder. Mutezile ise Allah’ın kulları için iyi olanı yaratması mecburiyetini savunurken Gazali, Allah’ın hür iradeye sahip olduğunu, istediğini yapmaya muktedir olduğunu savunduğu görülmektedir.
 
Yusuf ÇAKIR
 
10- HZ.PEYGAMBERE YAPILAN BÜYÜLER VE BÜYÜCÜLÜK -294 Sayfa
 
Bu çalısmada Hazreti Peygamber’e yapılan büyü incelenmistir. Öncelikle büyü kavramı açıklanmıs, daha sonra büyüyle alakalı terimler irdelenmistir. Tarih boyunca insanların bilimsel bir bilgi gibi kullandıkları büyünün tarihi seyri dile getirilmistir. Semavi dinlerde özellikle Yahudilikte büyünün islevi irdelenmistir. Büyücü bir grup olarak adlandırılan Yahudi Kabalaistler anlatılmıstır. Kendisi de bir büyücü ve Yahudi olan Lebid b. Asam’ın Hazreti Peygambere yaptıgı büyü degisik kaynaklar vasıtasıyla ele alınmıstır. Ayrıca Hazreti Peygambere yapılan büyünün nevi’ üzerinde de durulmustur.
 
Kenan KARAGÖZ
 
 
11- PSİKOLOJİK OPERASYONLAR TEORİSİ – 306 Sayfa (K.H.O.)
 
Propaganda, 20. yüzyılın büyük olaylarını, komünist devrimini, fasizmi, kapitalizmin yayılmasını, topyekûn gerçeklesen savasları açıklamakta temel subjedir. Propaganda, bireylere her türlü konuyu anlatmada, onların kanaatlerini etkilemede ve yönlendirmede çagın her türlü teknigi kullanılarak yapılır. _nançlar, tavırlar ve davranıslar, propaganda açısından etkilenmesi istenen kavramlardır. Propagandada en büyük etki, bireylerden olusan gruplar aracılıgıyla kitlelere ulasarak, yeni fikir ve haberleri bu kitle içinde yaymakla elde edilir. Propaganda, ümitlerini ve hayallerini kaybetmis kisileri daha çok etkiler. Propagandada, algıları sekillendirme, kavrayısları yönlendirme ve propagandacının arzuladıgı amaca ulasmasına yardım edecek bir cevabın alınmasını saglayacak davranısları tavsiye etme söz konusudur.
 
            Erdoğan ÇİÇEK
           
12- ELAZIĞ ALEVİLERİ ÜZERİNE ALAN ARAŞTIRMASI – 312 Sayfa
 
Alevi kültürünün ve bu kültürün bireydeki yansıması olarak Alevi kisiliğinin olusumu, kendini tanımlaması, ötekini algılaması ve ötekiyle kurulan iliski bağlamında sosyal-psikolojiden ve kimlik teorilerinin kavramlarından yararlanılmıstır. Ayrıca, küresellesme teorileri de elestirel olarak kullanılmıstır. Sosyolojinin kuram ve yöntemleriyle, alan arastırmasına gidilmis ve Alevilik olgusu hem ampirik hem de teorik olarak incelenmistir. Elazığ Alevileri üzerine alan arastırması olarak yapılan bu çalısma, Alevi-grubunun bakıs açısıyla ‘öteki’ yani Sünni-grubu algılamaları tanımlanıp; ‘kimlik’, ‘ötekilik’ ve ‘diyalog’ kavramlarından hareketle, Alevilerin varolan paradigmayı sorgulamaları, kurum ve örgütlere tepkileri ve ötekiyle uzlası biçimleri incelenmistir.
 
Arif KALA
 
13    -ŞEYH BEDREDDİN’İN FIKIHÇILIĞI – 600 Sayfa
 
Hoca-talebe iliskisi içinde süregelen bu ilim zincirinin halkalarından birini olusturan Seyh Bedreddin de, söz konusu emektarların arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, “isyan” iddiaları etrafında olusturulan puslu hava, onun gerçek bir âlim olmasından çok, daha baska sekillerde tanınmasına sebep olmustur. Seyh Bedreddin, tarihî belirsizliklerin gölgesinde kaldığı gibi, onun fıkıh eserleri de aynı kaderi paylasmıstır. Seyh Bedreddin hakkında bu zamana kadar konusanların ortak temennisi olarak çesitli ortamlarda dile getirilmekle birlikte, onun fıkıh eserleri üzerinde bu düzeyde yapılan bir çalısmanın varlığı henüz bilinmemektedir. Halbuki ilim zincirinin unutulan ve bu sebeple kayıp muamelesi gören halkasını temsil eden Seyh Bedreddin’i gerçek yerine koyabilmek için, bu tür çalısmalara çok ihtiyaç vardır.
 
 
14- BİLİŞİM SUÇLARI 250 Sayfa
 
Bu çerçevede internet, teröristler arasında sınırları kaldıran ve uluslararası değişimi kolaylaştıran geniş bir iletişim imkanı sağlamıştır. Bugün için 80.000 site sanal bomba, bakteriyolojik ve radyoaktif silah yapımı ve kullanımı konusunda eğitim imkanı sunmaktadır. Bu sitelerin giderek çoğaldığı ülkelerde ise ne yazık ki düzenlemeler bu siteleri kontrol etmeye imkan vermemektedir. Bilişim suçlarına karşı, diğer ülkelerin tecrübelerinden de istifade etmek suretiyle gerekli tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır.
 
İsmail TULUM
 
 
15- MAX SCHELER’İN DEĞER ANLAYIŞI – 394 Sayfa
 
 
Felsefenin en temel ve en önemli konularından birisi, şüphesiz, “değer felsefesi”(axiologie)dir. Felsefenin bütün konuları önemli olmasına rağmen, bu alanın insan hayatı için hususi bir önemi vardır. Çünkü insan, hayatına bu değerlere göre yön vermekte, çevresindeki varlıkları ve hatta kendisini bile, bu değerlere göre yargılamaktadır. Bundan dolayı, iyi, kötü, güzel, çirkin, soylu, bayağı vb. değer kavramlarının kaynağı her zaman için filozofların zihnini meşgul etmiştir. Her filozof, değerlerin kaynağı, onların nelikleri, değerlerin insanla ilişkisi vb. konularında kendisine göre, bir şeyler sunmuştur. Ve böylece ortaya, “değerlerin mutlaklığı, göreliliği, sübjektifliği, evrenselliği, değerlerin aprioriliği vb.” tartışmaları ortaya çıkmış ve filozoflar bu anlayışlardan benimsediklerine göre, değerlendirilmiştir.
 
Ahmet YILDIZ
 
16- SOSYO-KÜLTÜREL FAKTÖRLERİN SAVASTAKİÖNEMİ -400 Sayfa
 
 
Globallesen dünyamızda barıs, huzur, saglık ve istikrar için bilime ve bilimin öncülügüne önem vermek gerekir. Bu amaca en büyük hizmeti yapan; yeni ama kapsamlı Antropoloji Bilimi ise ötekini tanımak, basarıyı kolaylastırmak, insanı tanımak ve kafalardaki kültür kavramını netlestirmek adına çagımızın en önemli bilimi haline gelmistir. Artık milli egitiminde, sosyal olguların incelenmesinde, ordusunda, ekonomisinde ve siyasetinde antropologları çalıstıran ülke ve milletlerin dısa açılımları daha kolay, adaptasyonları ise hızlı olacaktır.
 
Taner KAPLAN
 
17- SPİNOZA FELSEFESİNDE VARLIK VE BİLGİ- 358 Sayfa
 
Evreni bir bütün olarak kavramaya ve rasyonel bir açıklamasını yapmaya çalışan filozoflar, varlığı ya da dış dünyayı açıklama çabasında her zaman çokluğu birliğe indirgeme eğiliminde olmuşlardır. Bu eğilim sunucunda oluşturdukları metafizik sistemleri içerisine bütün diğer alanlarda ortaya koydukları düşüncelerini yerleştirmişlerdir. Bu bağlamda Tanrı, evren ve insan arasında bir ilişki kurmuşlar ve bu ilişkinin de rasyonel bir açıklamasını yapmışlardır. Sözkonusu çalışmamız 18. yüzyılda Batı Düşünce Tarihinde yetişen önemli filozoflardan bir olan Baruch Spinoza’nın varlık ve bilgi ile ilgili görüşlerini eleştirel bir bakışla ortaya koymayı amaçlamaktadır.
 
Mustafa CİHAN
 
18- MUĞLA YÖRESİ ALEVİ TÜRKMEN HALK EDEBİYATI VE FOLKLOR ÜRÜNLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA – 1074 Sayfa
 
Bu çalısmada, Mogol istilası sonucunda Türkistan’ın yasanmayacak bir duruma gelmesi üzerine Anadolu’ya gelen, bu ülkede kendi iktisadi faaliyetlerine uygun yerler bulamadıkları için ormanlık ve daglık yerlerde yurt tutmak zorunda kalan, agaç isçiligi ile ugrastıkları için Agaç-eri adı verilen, Tahtacı olarak bilinen bir Türkmen boyunun Mugla bölgesinde bulunanları incelenmistir. Bu çalısma, bir saha arastırmasıdır. Degerlendirmeye baslamadan önce, Tahtacıların tarihlerini inceleyen, Tahtacı ve Agaçeri kavramları üzerinde duran önemli çalısmalar ve Mugla yöresindeki Alevi Türkmenlerin bulundukları cografya, idari yapı, ekonomik durum, egitim-ögretim ele alındıgı gibi Alevi inancına mensup olan Tahtacıların inançlarına dair temel kavramlar da sözlü ve yazılı kaynaklardan hareketle açıklanmıstır. Çalısmanın esas bölümünü olusturan, sahada derlemeler yoluyla elde edilmis, Alevi Türkmenlere dair halk edebiyatı ve halk bilimi malzemeleri de çesitli sekillerde incelenmistir.
 
Aslı BÜYÜKOKUTAN
 
 
19- ESKİ UYGUR TÜRKÇESİNDE İKİLEMELER – 790 Sayfa
Türk dilinin gelişim safhaları içerisinde Eski Uygur Türkçesini farklı kılan başlıca dil özelliklerinden biri ikilemelerdir. Göktürkçe döneminden beri başvurulan anlatımda ikilemelerden faydalanma yolu Uygur döneminde büyük yoğunluk kazanmıştır. Eski Uygur Türkçesinin dikkat çeken bu özelliğine “Uygurcada Hendiadyoinler” adlı hacimli makalesiyle ilk olarak Saadet Çağtay değinmiştir. Çağatay, ikilemeleri çeşitli açılardan ele aldığı makalesinin son kısmında yaklaşık 265 ikilemeden oluşan bir de liste sunmuştur. Eski Uygur Türkçesi ikilemelerini Klaus Röhrborn da işlemiştir. Şinasi Tekin’in “İştikakçının Köşesi” kitabında haber verdiğine göre, Röhrborn konuyla ilgili üç makale kaleme almıştır.
 
Serkan ŞEN
 
20- KÜRESELLEŞME VE ULUSLAR ARASI GÜVENLİK G.K. – 672 Sayfa
ISBN: 975-409-244-3
 
İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından başlayan ve 45 yıl boyunca uluslararası ilişkileri önemli ölçüde etkileyen soğuk savaş döneminin, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla sona ermesi, tüm batı dünyasında güvenlik kaygıları bakımından bir rahatlamaya yol açmıştır. Ancak, 1990’lı yıllar boyunca başta Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkasya olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen krizler, soğuk savaşın ardından yaşanan rahatlamanın aceleci ve geçici olduğunu göstermiş; ortaya çıkan yeni tehditler ve kriz türleri güvenlik algılamalarının ve yapılanmalarının da yenilenmesini gerektirmiştir. Öte yandan, yıllarca tehdide alışmış ve ona yaslanmış dünya düzeninin, tehditsiz kalmanın şaşkınlığını kolay atlatamadığı ve yeni tehditler bulma yarışına girdiği de bir başka vakıadır.
 
21 –GENETİK ALGORİTMA İLE PROJE ÇİZELGELEME – 436 Sayfa
 
Bu çalışmada Delphi 6 kullanılarak, kaynak kısıtlı proje çizelgelemeye yönelik olarak genetik algoritma hazırlanmıştır. Kaynak kısıtlı proje çizelgeleme problemleri, karmaşık yapısı gereği çözümü zor ( NP-hard ) problemler arasında yer almaktadır. Çözümü zor olan bu tür problemlerde, kesin çözüm veren bir algoritmanın hazırlanması oldukça zordur.
 
Semih PAKSOY
 
21- SOSYOLOJİK AÇIDAN KÜRESELLESME VE ULUS-DEVLET
(GIDDENS, BAUMAN VE HABERMAS ÖRNEĞİ) 404 Sayfa
 
İçinde bulundugumuz çaga damgasını vuran, hemen her alanda etkinligini gösteren küresellesme olgusu ve bunun karsısında ulus-devletin durumu, günümüzde sürekli tartısılan ve gündemden düsmeyen bir konu olma özelligini sürdürmektedir. O nedenledir ki bu çalısmada, küresellesme ve ulus-devlet kavramları, çagdas sosyoloji teorisyenlerinin, özellikle Giddens, Bauman ve Habermas’ın düsünce ve görüsleri baglamında ele alınmıs ve “Sosyolojik Açıdan Küresellesme ve Ulus- Devlet (Giddens, Bauman ve Habermas Örnegi)” arastırmanın konusunu olusturmustur.
 
Ezgi GERMEÇ TANRIVERDİ
 
23-ÇEŞİTLİ BAĞLAMLARIYLA KÜRESELLESME SÖZCÜĞÜNÜN
ANLAMLARI: KÜRESELLESME OLGUSUNA FELSEFÎ BAKIŞ 358 Sayfa
 
Bu çalısmada, küresellesme sözcügünün ekonomik, siyasal ve kültürel baglamlarda buldugu anlamlara, kavramın yasadıgı çokanlamlılık ve çok boyutluluk sorununa deginilmistir. _çeriginin bulanık olmasına karsın hemen herkesçe anlamı açıkmısçasına ve gelisigüzel kullanımına tanık oldugumuz küresellesme sözcügünün , bu nedenle küresel çaplı tüm girisimlerde sorunları kroniklestirdigi ve bu girisimlerin özellikle “insan” ile olan bagını yitirdigi saptanmıstır.
 
Necmi BAŞKAN
 
 
24-KÜRESEL BİR GÜÇ OLARAK ÇİN’İN YÜKSELİŞİ 418 Sayfa
 
Enerji talebinin büyüklügü, nüfusu ve dev ekonomisiyle dünyanın yeni süper güç adayı ve bu yönleriyle ABD’ye alternatif olan Çin ve yürüttügü ittifaklar siyaseti çerçevesindeki ülkeler nezdinde bu yaklasım kabul görmemektedir. Bu nedenler; ABD’nin karsısında Çin’in hem bir model hem de iyi bir Pazar olması baglamında takip eden ülkelerin uluslar arası iliskilerde alacagı yönelimler bakımından yeniden bir çok kutupluluga gidisin temellerini hazırlamaktadır.
 
Ferit GÜVEN
 
25-KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA DİN VE TERÖRİZM -448 Sayfa
 
Bu çalışma küreselleşme, din ve terör fenomenleri arasındaki ilişkisini irdeleyen ve özelliklede Soğuk Savaş sonrası dönemi anlamaya çalışan Din Sosyolojik bir çalışmadır. Küreselleşme ve terörün tanımları da tıpkı din tanımları gibi oldukça karmaşık olduğundan rahatlıkla üzerine farklı anlamlar yüklenilmektedir. Bu durum ise olguların açıklanmasını veya yansız değerlendirilmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu zorluğun temelinde esasen terör, küreselleşme ve din kavramlarının nasıl anlaşılıp tanımlandığı sorunu yatmaktadır.
 
Hüseyin SALUR
 
26- KÜRESELLEŞME KARŞITI HAREKETLER VE SAVAŞ KARŞITI SİVİL İTAATSİZLİK –
408 sayfa
 
Küreselleşme kavramı, çok uluslu şirketlerin pazarlarını genişletmesiyle birlikte mevcut Marksist terminolojiye bir alternatif olarak kullanılmış ancak bu eksende yürütülen tartışmalar genel olarak iktidar ilişkileri ve bunların sömürücü sonuçlarını dikkate almaksızın sürdürülmüş, küreselleşme önüne geçilemez bir süreç olarak ortaya konulmuştur. Bunun sonucunda dünyanın farklı bölgelerinden çeşitli özgürleştirme pratiklerinin politik gündemdeki yeri sekteye uğramıştır.
 
Eylem ASLAN
 
27- KÜRESELLESME SÜRECiDE ORTADOGU’DA MEDYANIN ROLÜ -380 Sayfa
 
 
 
Gülgün Sibel KILIÇASLAN
 
28- KÜRESELLESME KARSITI HAREKETLER -666 Sayfa
 
Bu calısmada, kuresellesme karsıtı hareketler icerisinde yer alan bireylerin, kuresellesmenin farklı boyutlarına ve hareketin dunya capındaki gelisimlerine iliksin olarak gelistirdikleri algı ve yaklasımlarının ortaya konması amaclanmıstır. Bu amac kapsamında, Turkiye’de kurulu bulunan kuresellesme karsıtı olusumlara uye olan kuresellesme karsıtlarının kuresellesmeye dair yaklasımları, bu uyelerle yapılan görusmelerle belirlenmeye calısılmıstır.
 
Beyzade NADİR ÇETİN
 
 
29- LÜBNAN’DA TOPLUM YAPISININ DEVLET YÖNETİMİNE ETKİSİ – 440 Sayfa
 
 
Lübnan, Ortadogu’da farklı mezhebik toplulukların bir arada yasamlarını sürdürdügü ülkelerden biridir. Bu ülkenin diger bölge ülkelerinden farkı toplulukların devlet yönetimini kendi mezhebik kimlikleri dogrultusunda paylasmıs olmalarıdır.
 
Azad KEVSER
 
30- MAX WEBER SOSYOLOJİSİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA -294 Sayfa
 
 
Weber, 1864 yılında Almanya’da doğdu ve 1920 yılında öldü. 1900 yılı başlarında ortaya çıkan modern sosyolojinin kurucuları (Durkheim, Pareto) gibi, sosyolojinin felsefeden bağımsız bir bilim haline gelmesi görüşüne katılmaktadır. O’na göre sosyoloji tarih felsefesine ait bütün sorunlardan ayrılarak, sırf kendi alanına giren toplumsal görünümleri öğrenmeli ve aydınlatmak için çaba harçamalıdır.
 
Weber, önemli bir iktisatçı olduğu gibi aynı zamanda bir sosyolog ve tarihçidir. Çalışmalarının temeli akademik eğitime dayanmaktadır.
 
Ebru DOLUNAY
 
31- PİR SULTAN ABDAL’IN ŞİİRLERİNDE SOSYOLOJİK TEMELLER – 414 Sayfa
 
Diyeceklerini türkü ile söyleyen, türkü ile başkaldıra türkü ile vuruşan bir ozan. Yaşadığı dönemden yüzyıllarca sonra bile sıcak dizeleri ile içimizi ısıtan Pir Sultan halen milyonlarca insanın dili, kulağı olan bir halk sanatçısıdır. Sazımızı türküleriyle aydınlatan, dilden dile gönülden gönüle ışık sunan halktan bir ozan. Tıpkı Anadolu insanımız gibi diyeceklerini yüreğinden söyleyen
 
Ben halkım hey!
Feleğin sillesini yemişim
Kalem vermemişler elime
Diyeceklerimi türkülerle demişim
 
 
Figen Çakır GÜNEŞ
 
32- PİR SULTAN ABDAL’IN ŞİİRLERİNİN TAHLİLİ VE DAYANDIĞI TEMELLER
1292 Sayfa 2 Cilt
 
            Geçmişteki Türkmenliğin/ Kızılbaşlığın, daha sonraki yıllardaki Aleviliğin yakın ilgisi vardır. Bu büyük olayları ele alıp inceleme gereğine kanaat getirerek incelediğimde, olayların resmi veya milli tarihçilerin dediği gibi olmadığını görmüşümdür.
            Türkmen/ Kızılbaş ve Pir Sultan meselesi Osmanlı Devleti zamanında ortaya çıktığı için Osmanlıları ayrıca incelemek gerekiyordu. Bunun için Osmanlı Devleti’nin kurulusunu, kurulusta aktif rol alan kisileri veya grupları ele aldıgımızda, bu safhada hissedilir bir mezhep ayrılıgı veya çekismesinin olmadıgını görüyorduk. Herkes tasavvuf agırlıklı ve Âhi Evren, Edeb Ali, Hacı Bektas, Yunus Emre tipi bir müslümandı. Bu devlet bir Türkmen devleti, bu devletin halkı da genelde Türkmenlerdi. Bu devleti kuranlar Anadolu Selçuklularının dısladıgı Türkmen halk ve onların dinî-siyasî önderleriydi. Kurulustan sonra devlet her geçen gün merkezilesiyor ve bu snada önemli operasyonlar gerçeklestiriliyordu: Kurucu unsurlara cephe alma ve onları tasfiye etmeye baslama, onların yerini devsirmelerle doldurma, nüfuzlu Türk beylerini ortadan kaldırma, dinde ise Dört Mezhep Sünniligi adı altında, onlardan çok farklı bir “Osmanlı Sünniligi”ni “İslam”mıs gibi takdim edip herkesi bu taassup kalıbına sokma çabası gibi… Bu taassuba uymayanlar ise çok rahat bir sekilde “dinsiz, kâfir, zındık, kâfirden de beter, Kızılbas v.s…” olarak suçlanıyor ve tasfiye ediliyordu. Bütün bunlar XVI. yüzyılda hat safhada yasanıyordu. Bu yüzyılın basında kurulan bir baska Türk devleti ise bu çatısmayı daha da siddetlendiriyordu.
 
Haydar DELİGÖZ
 
            33- DÜNYA EKONOMİSİNDE YAPISAL DÖNÜŞÜM – 256 Sayfa
 
İnsanın varlık sebebi yaşadığı dünyayı değiştirip dönüştürmektir. Bunu yaparken çeşitli öğeler kullanır. Başka bir ifadeyle insanlık tarihi var oluşundan bu yana içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi durumunu değiştirmek için sürekli mücadele etmiştir. İlk çağlarda avcılık ve toplayıcılık yaparak geçinirken, ne doğanın ne de doğada yaşayan varlıkların özelliklerinden haberdardı.
 
Aytekin YAŞAR
 
34- SİNEMA VE VARLOLUŞÇULUK -682 Sayfa
 
Hakan SAVAŞ
 
35- TOKAT HAYDARHANE VAKFI - 270 Sayfa
 
Kitabın Konusu Tokat Haydarhane Vakfı  oluşturmaktadır. XIII. yüzyılda Moğol istilası öncesinde Anadolu’ya, yoğun şekilde tasavvuf ve tarikat ehli dervişlerin geldiği bilinmektedir. Bunların içerisinde oldukça fazla sayıda Haydariye tarikatı mensubu dervişler de bulunmaktadır. Bu tarikat mensupları, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde zâviyeler kurmuşlardır. Bu zâviyelerden biri de Tokat’ta bulunmaktadır.
Aytekin YAROĞLU
 
36 – VİRANİ DEDE FAKRNAME 440 Sayfa
 
Bektasilik hareketi, XIV. yüzyıldan itibaren Anadolu’da sekillenmeye baslamıs, XVI. yüzyılda sistemleserek günümüze kadar etkisini sürdürmüstür. Bu etkinin bir sonucu olarak Bektasilik ögretilerini isleyen birçok sair ve yazar ortaya çıkmıstır. XVI. yüzyılda yasayan Vîrânî Dede de dönemin Bektasî sairlerinden biridir.
Bihter ÜNAL
 
37- VİCDANİ RETÇİLİK 380 Sayfa
 
Kişinin; dini, siyasi, ahlaki ve benzeri nedenlerle askerlik hizmetini - silah tutmayı veya ordu içinde hizmet vermeyi, hizmet vermeye devam etmeyi - reddetmesi şeklinde tanımlanabilecek zorunlu askerlik hizmetine karşı vicdani ret kavramı, modernleşmenin ürünü olan Batı kaynaklı kavramlardandır. Modern devlet kendini koruyabilmek, güvenliğini sağlayabilmek amacıyla zorunlu askerlik sistemini tesis etmek gerekliliğini duymuştur. Ancak, bünyesinde itaati taşıyan iktidar ilişkisi beraberinde itaatsizliği getirdiği içindir ki, zorunlu askerlik hizmetinin tesisi vicdani ret kavramını da ortaya çıkarmıştır. İtaatsizliğin; sivil itaatsizlik, direnme hakkı, pasifizm gibi farklı biçimleri sözkonusudur ve vicdani ret de bu kavramlarla az ya da çok bağlantısı kurulabilecek bir kavramdır.
 
Dilan MIZRAK
tebder@hotmail.com